30 Eylül 2008

Geçmişte, Şimdiki Zamanda ve Gelecekte Gençlik.

İnsanın hayatı boyunca geçirdiği birbirinden farklı evreler vardır. Doğduğu zamandan başlayarak ele alırsak; Bebek olur insan. Sonra biraz büyür çocuk olur. İyice akıl başa gelmeye başladığı zaman okula başlar. Derken yıllar hızla geçer ve bizim dünkü çocuk delikanlı olur, olgunlaşmaya başlar. Artık daha fazla şeye kafası çalışmaktadır. Sorumluluklarla tanışır vs… Sonrasında bizim delikanlı aile sahibi olur. Bizim delikanlı çocuk sahibi olur! Biryandan yetişirken biryandan da yetiştirmektedir artık. Daha hayatta edineceği çok tecrübe olduğunu öğrenir. Yıllar geçer, şekiller değişir… Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Artık o İnsanın yüzündedir her şey. Yaşanan her zorluk için bir çizik. En sonunda şafak söker. Ve o İnsanın anlatacak çok hikayesi vardır… Belki de yoktur! Belki de en verimli geçecek zamanlarını boş hayaller ve koşuşturmalar peşinde geçmiştir. Kim bilir? İşte biz, burada, bu koca zaman diliminden gençlik yıllarını cımbızla çekip, büyüteçle inceleyeceğiz.

Genç; Üzerine binecek yükün farkında olmadan, tıpkı daha yeni yeşillenmeye başlayan bir fidan gibi, ne taraftan çekilirse o tarafa eğilmeye müsait, kendi halinde ve kendi başına.

Genç; Çocukluk zamanlarında öğrendikleriyle çelişen hayatı anlamaya çalışan, çıkmazlarla boğuşan, boş ve beyaz defter yaprağı.

Genç olmadan önce:
Anne ve baba sorumluluğunda olan kısım. Aile ortamı ve geçim şartlarının çok önemli olduğu, kendini bilmeye başladığı ilk zamanlardan itibaren doğru veya yanlış, takınılan bütün tavırların bir bir analiz edildiği, işlendiği ve beyninin bir köşesine not edildiği dönemde diyebiliriz.

Gençlik dönemi:
Öğrenilenlerle uygulamaların çakıştığı ve her şeyin biraz daha karmaşık bir hal aldığı dönem. En sancılı dönem diyebiliriz bu dönem için. Bu devrede atılacak her adımın karşılığı bir önceki devreye göre daha somut olmakla birlikte, alınan kararların kişinin hayatındaki etkisini en fazla hissedeceği dönem.

Olgunlaşma dönemi:
Bu döneme ise harcanılan emeklerin karşılığının alınmaya başlandığı dönemde diyebiliriz. Artık yapılacak her işin net bir karşılı olmalı ki kıymetli ve bir o kadar kısıtlı olan zaman boşa geçmesin. Hem kişi için, hem de toplum için fayda en üst seviyede olmalı.

Geriye kalan dönem için çok fazla söylenecek bir şey yok diyebiliriz. Zaten bu aşamaya gelene kadar kullanılabilecek bütün imkanlar kullanılmıştır. Bundan sonra zaman hasat zamanıdır. Saydığımız bütün bu zaman dilimlerinin en doğru biçimde işlemesi, ileriye dönük fayda sağlaması için eksiksiz bir şekilde tamamlanması gereken bir unsur vardır. Eğitim!

Eğitime dair:
Ülke nüfusunun çoğunluğun gençlerden oluştuğunu bilmeyenimiz yoktur diye tahmin ediyorum. Bu bir ülke için bulunmaz bir nimet olmakla birlikte ileriye dönük endişeleri de beraberinde getirmektedir. Eğitimini tamamlamamış ya da eksik yapmış, daha da kötüsü yanlış yollarda vaktini kaybetmiş bireylerin, ileride bir sonraki nesil’e aktaracak çok fazla şeyi olmayabilir. Bu tabloyla karşılaşmamak için yapılması gereken şey aslında bellidir.

Eğitime yatırım yapmak:
Şu anda insanlığın işi gücü bu enerjiyi, bu potansiyeli ortaya çıkarmak olmalıdır. Bu zamanda gençliğin aşılmayacak sıkıntısı yoktur. Sıkıntıya örnek vermek gerekirse; bir Kurtuluş savaşı zamanındaki sıkıntılar yoktur, ya da Cumhuriyetin kurulduğu dönemden bu yana atlatılan zorluklarla da doğrudan bir ilişkisi yoktur. O dönemlerin etkileri hala yaşanılıyor olabilir fakat hiçbiri zamanla aşılmayacak sorunlar değildir. Doğru hamleler yapıldığı zaman yapılan her hamlenin getirisi olması kaçınılmazdır. Odaklanılması gereken konu gençliğin en iyi şekilde yetiştirilmesidir. Genç insanlar eğitimin ilk zamanlarından itibaren meyilli oldukları sanat ya da iş dalında yönlendirilmeli ve en üst düzeyde eğitimin verilmesi için hiçbir harcamadan kaçınılmamalıdır. Bu milletin inandığında neler yapabileceği iyice kafalara yerleştirilmeli ve bunun için gerekli olan öz güven aşılanmalıdır. Ve bu niteliklerin kötü yollarda kullanılmaması için ahlak el üstünde tutulmalıdır. Annelerini nasıl öldüreceğini internette tartışmaya açıp akıl almaz planlarla o değerli varlığı katledebilen insan manzaralarına ne kadar daha tahammül edilebilir hiç bir fikrim yok doğrusu.

Sonuç olarak Eğitim, hayatın her bölümüne etki eden, insanlığın saadeti için gerekli olan en önemli unsurların en başındadır. Toplumda kaynaklanan bütün sorunların hemen hemen hepsinde bilgisizliğin büyük payı vardır. Bu eksikte ancak eğitimle kapatılabilir. Bizlerde bu toplumun bireyleri olarak üzerimize düşen bütün görevleri layık’ı ile yerine getirmeliyiz. Daha güzel günlere hep birlikte ulaşmak dileğiyle…

3 Yankılar:

Ayna-i Marzî dedi ki...

Eğitim çok önemli bahsettiğin gibi. Ancak burada hep bir paradoksun içinde oluyoruz. Zira derim ben, eğitim ailenin verdiği bir şey olmalıdır en çok. İstisnalar epey olmakla birlikte, ailenin verdiği temel eğitim çok önemli. Eğer ki kişi o temel eğitimle yetişirse, bir zaman sonra kendi eğitimine de katkıda bulunabilecektir. Ama mevcut aile yapısıyla bu ülke nasıl başarabilecektir bunu? Devletin ne kadar hayrı olabilecektir acaba? Açıkçası ümitsiz olduğum bir konu bu maalesef.

echo69 dedi ki...

Bazı düzenleme ve eklemeler yapıp daha sonra bu yazıyı tekrar yayınlamayı düşünüyorum. Bunun sebebi bazı eksikler olduğu için. Mesela Aile gibi :)
Aile çok önemli kesinlikle. Fakat sonuçta aile zamanında eğitimini eksik almışsa yazıda da belirttiğim gibi kendisinden sonraki nesile verecek çok fazla şeyi olmayabilir bence. Ama bu onun değerinden hiçbir şey eksiltmez tabiki.

Swordwolf dedi ki...

Yine çok geç okuduğum ve geç okuduğuma pişman olduğum bir yazı. Yahu geçen maç yaparken söyleseydin keşke "blogta bihaber olduğun çok yazı var" diye. Ailedeki eğitim okuldakinden çok daha fazla etkiliyor insanı gerçekten. Çoğu huy, alışkanlık hâline gelmiş davranış aile eğitiminin sonucunda temelleniyor. Eh, iyi olursa iyi, kötü olursa kötü...