Bitti galiba.

Seslenen; Ekrem on 01 Haziran 2009

Selam Ahali!

Uzun süren okul maratonunun ardından yeni bir yazı ile tekrar buradayım. Sınavların koşturmacası ve stresi son güne kadar yakamı bırakmadı. Ne zaman ki, "sınava başlayabilirsiniz... Başarılar!" dedi yetkili öğretmen ve ben soruları bir bir çözmeye başladım, işte o zaman bütün yük kalktı üzerimden.

Başlıkta "galiba" dedim. Bu sene son sınıftayım ve şayet bir aksilik olmadıysa okul bitiyor artık. Galiba'nın sebebi olan dersi Sermaye Piyasaları ve Finansal Kurumlar dersi vizelerde sorunlu geçen dersti. Final sınavında diğer derslere oranla daha çok soru apmam gerekiyordu o dersten. Aslında yeterli sayıda soru yaptım ama yaptığım bazı soruların doğru olduğundan emin değilim. İşte bu yüzden galiba dedim. Hayırlısı artık şu saatten sonra yapacak birşey varsa o da sonuçları beklemek. Bu arada yapmak istediğim birkaç şey vardı onları yaparım belki. Bir ihtimal memleketime, Gümüşhaneye de gidebilirim.

Antalyada haziran ayının girmesiyle birlikte havalarda ısınıverdi. Daha iyi günler bu günler içimder bir ses; "Bu sene yine hoşaf olacağız" diyor. Alışık olmadığımız bişey değil yalnız Ramazan ayı her sene biraz daha öne geliyor. Sıcak yaz günlerinde oruç tutmak nasıl olacak çok merak ediyorum doğrusu :)

Aslında yazacak çok fazla şey gelmiyor aklıma. Ne estiyse aklıma onları yazdım buraya kadar. Son olarakta sene boyunca bilgisayarımın duvarını süsleyen duvar kağıtlarını paylaşacağım buradan. Bu duvar kağıtları internetten bulduğum resimlerin üzerinde oynamalar yaparak ders programına çevirdiğim resimler. Son yaptığım duvarkağıdı ise sınavlar bitince değişiklik olsun diye yaptığım duvar kağıdı. eğer hoşunuza giderse kullanmaya müsait. Ayrıca sayfanın sağındaki "Mini Ninjas" Resimine tıklarsanız yine hoş bir duvar kağıdı ile karşılaşacaksınız.

Bu günlükte bu kadar...



Nerede Kalmıştık…

Seslenen; Ekrem on 17 Mayıs 2009

Selam Ahali!

Uzun bir sessizliğin ardından önce bir fısıltı, sonrasında kulak tırmalayan bir uğultu ve daha sonra ise belli belirsiz bir gürültüye dönüşen ses edasıyla yazımı yazıyorum. Selam ahali, selam herkese. Dua eden, etmeyen :)

Çokta lüzumlu olmayan giriş yazımızı yazdıktan sonra ne var ne yok kısmına artık geçebiliriz sanırım. Hatta belki de bu satırları sırf bu amaçla yazıyor bile olabilirim farkında olmadan. Farkında olsam bile bir şey değişmeyecek çünkü ellerim klavye üzerinde dans etmeye başladı bir kere. Sonuç olarak şu satırlardan da tahmin ettiğiniz üzere (:P) eski echo69 yok bıraktığınız yerde. Hatta echo bile fazla gelebiliyor zaman zaman. Ona mümkünse bundan sonra Ekrem, şayet uzun gelirse echo diye hitap edin. Zira bağırabilir ve taksi çağırabilir, hır çıkartır şapkasından ve tavşandan, gür bir sesle çiğ köfte yapmaya çalışır. Haberiniz olsun!

Neler yapmıyor ki Ekrem. Bir yandan Keçileri kaçırmada yeni yöntemler geliştirirken diğer yandan Dünya ile bağını kesmemeye çalışıyor. Zaman zaman başarılıda oluyor. Neler yapıyor mesela; Markette ödeme yaptıktan sonra para üstü ve fiş veren kasiyer kıza teşekkür ediyor, yol soran insanlara yardımcı olmaya çalışıyor, hatta Windows’un uzaktan yardım sistemi sayesinde arkadaşlarının bilgisayarına oyun bile yüklüyor. Tamam tamam şaka yaptım, henüz o kadar delirmedim. Korkmayın. :P

Biraz oyunlardan, biraz çalıştığım işten, biraz blog’dan biraz da oradan buradan bahsedeceğim bugün. İlk olarak işimden bahsedeyim olmazsa. Taze haber sunmuş olurum hem :)

Ulaşmak için Sabah 8.00-8.15 arası servisi beklemeye caddeye çıktığım, bazen yarım saat bazen 45 dakika servis beklediğim, uzun bekleme süresinin ardından kısa süren yolculuk sonrasında nihayet ulaşabildiğim bir raf fabrikası benim iş yerim. Aslında benim iş yerim değil artık çünkü bazı derslerin notlarının düşük gelmesi sebebiyle işten ayrıldım. Ve şunu söylemeliyim ki ilk defa işten ayrıldığım için bu kadar canım sıkıldı. Çünkü geride gerçekten güzel anılar, dahası arkadaşlar bıraktım. Ne bundan önceki çalıştığım iş yerinde ne de içinde bulunduğum siyasi çalışmalarda bu duruma düşmemiştim. Çok ağabeylerim kardeşlerim olmuştu ama… Hoş… Hala görüşüyoruz kendileriyle ama beraber çalışmak ayrı bir zevkti benim için. Hepsine buradan sevgilerimi iletiyorum.

Uzun zamandır tadı damakta kalan gerçekten kaliteli bir oyun oynamamanın sıkıntısıyla yaşıyordum. Piyasada kocaman reklamlar yapılan oyunlar bir bir balon çıkıyordu. Hele bir Mirror’s Edge vardı ki sormayın gitsin. Bir oyun bu kadar şişirilmez arkadaş. Daha önce söyledim yine söylüyorum bu oyun bence iyi tasarlanmış bir Half-Life 2 Mod’undan başka bir şey değil. Hatta bence daha iyisi bile yapılabilir. Neyse… Ben güzel oyun kıtlığından ve mevcut oyunlardan şikâyet ederken imdadıma elinde ilacıyla Dr. Tolga, Nam-ı diğer Swordwolf yetişti. Neyden mi bahsediyorum. Tabi’i ki Braid’den. … Sonradan anladım seni Tolga can. Gerçekten bu oyuna platform oyunu demek yetersiz kalır ve ziyadesiyle haksızlık yapmış oluruz. Burada oyundan bahsetmeye hiç niyetim yok. Merak eden Trgamer.com’dan Tolga’nın incelemesini okuyarak bilgi sahibi olabilir. Aha bu da linki. “Braid İnceleme” Diyeceğim odur ki bu oyunun incelemesini okumayı da es geçerek nezaketen, “eline sağlık güzel inceleme” gibi bir yorum bırakın incelemeye ve hemen oyunu oynamaya başlayın. Zaten bölümleri geçmekte zorlandıkça çeşitli yollara başvuracaksınız o zaman incelemeyi de bir gözden geçirirsiniz :) . Bu arada World 6’dayım ve henüz kimseden yardım almadım. Mutluyum :D

Blogger, ben kurcaladıkça benim için daha değerli bir kuruluş olmaya başladı. Blog’umu ziyaret edenler bilirler geçirdiği evreleri. Son halinde birçok değişiklik oldu, çok fazla şeye müdahale ettim bu sefer. Yeni şeyler öğrendim blog temalarıyla alakalı. Kullanılan grafikleri kendi tasarladıklarımla değiştirdim ve böylece hem renk, hem de görüntü olarak bayağı değişmiş oldu. Yeni hedefim grafiklerinin ve tasarımının tamamen bana ait olduğu bir blog yapmak. Hatta tasarımını yaptım, Haziran ayından itibaren de kodlarla alakalı kısım’a geçeceğim. Çok şık bir tasarım oldu. Bir görüntü yayımlamak isterdim ama biraz heyecanın kimseye zararı olmaz değil mi? Bu arada çok sık yazmasam da yine de yazdığım bu yazılara yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim. Hiç olmadı orada bir “Çat Kapı Girilir” şeysi var, ona bir iki yazı yazabilirsiniz. Zaten az ses çıkıyor şu sıralar bari yankısı eksik olmasın. Bir de Sınavlardan sonrada olsa dualarını eksik etmeyen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Durmak yok dua etmeye devam. :P Bu ay sonunda yine sınav var ve ben deli gibi ders çalışıyorum. Bitse de kurtulsam artık şu okuldan.

Birazda havadan ve Sudan’dan bahsedelim. Sudan’da bugün çok sıcak bir hava hâkim. Sıcaklık 36°C, hissedilen sıcaklık ise 38°C. Bunların yanında Nem Oranı 23% görüş mesafesi… :)

Bugün ders çalışmaktan bıkmış ve yorulmuş haldeyim. Ama sonuç olarak hala buradayım ve hayattayım. Şu anda hayatta en çok yapmak istediğim okulu bitirmek. Okul bu ay sonunda ki sınavda bitmeli. Nedenlerini önceki yazımda anlatmıştım bir daha yazmayacağım. Diyeceğim odur ki dualarınıza tekrardan kiracıyım. Ödeme günü Eksik olmayınız, kapımda bitiniz inşallah.

Geçenlerde çok merak ettiğim Street Fighter 4’ü oynamak için PS3 kafe’ye gittim. Epey göz attım, hatta Ryu ile bir kere oyun bitirdim. Şunu söylemeliyim ki farklı tat arayanların uzak durması gereken, ama Street Fighter hastaları için kesinlikle arşivlik bir oyun. Bu oyun için bir inceleme yazısı bile hazırlamayı düşünüyordum ama benim beklentilerimi karşılayamadığı için bundan vazgeçtim. Oyun kötü gibi bir mana çıkmasın buradan. Oyun güzel ama PS3’de Soul Calibur 4 oynamış biri olarak yavan geldi biraz. Buna rağmen Street Fighter’dan geçmiş değilim tabi’i ki. Geçenlerde yine Street Fighter resimlerine bakıyorum İnternette. Bir çalışmayla karşılaştım ve onu sizinle burada paylamak istedim. Street Fighter karakterleri ancak bu kadar şirin çizilebilridi herhalde. Akuma bile o kadar sevimli olmuş ki… Lafı daha fazla uzatmadan Link’i vereyim en iyisi “Street Fighter Babies

İşte böyle böyle vaziyet deli gönül. İster eğlen ister eziyet et deli gönül.

Aslında zorlasam daha yazacak bir şeyler çıkardı ama tadında bırakmak lazım diye düşünüyorum. Ha bu arada bugün deniz sezonunu açmış bulunmaktayım. Koştum koştum ve ………. Diye atladım denize. Parantez 1 ( :) ) Parantez 2 (Noktalı kısmı kendinize göre bir suya atlama efekti ile doldurun) Parantez 3 ( Bu da bütün parantezler için :) )

Son olarak Daha önceden burada paylaştığım resimlere ilave iki resim daha paylaşacağım. Benim gibi İstanbul hastası insanlara ilaç gibi gelecektir. İnşallah bir sonraki yazı için aradan bu kadar zaman geçmez. En kötü ihtimalle Haziranın sonlarına doğru yani okulu bitirince müjde vermek için bir yazı yazarım diye tahmin ediyorum. Tekrar tekrar görüşmek dileği ile. Yorumlarınızı ve dualarınızı eksik etmeyiniz. Buraya kadar okuduktan sonra bir yorum yazarsınız elbet. Yazarsınız değil mi? :)